Page 134 - 12_edebiyat_ogretmenin
P. 134

132                                                                    ROMAN

           rada biraz su bulundurmalı. Sabun ve güzel bir de   — Büyük bir menajerdi, diye ihtiyarın sözünü
           havlu getirmeliyim. Ne de düşüncesizim!.. Ayrıca   kesti çocuk. Hatta babam ondan daha iyi birinin
           bir gömlek ve kışlık bir ceket, bir çift ayakkabı, bir   olmadığını düşünüyor.
           tane de battaniye ayarlamalıyım...”        — Diğerlerine göre buraya daha çok geldiği
             “Senin yahni de pek güzel olmuş!” dedi ihtiyar.   içindir, dedi ihtiyar. Eğer Duracher de her yıl bura-
             — Eee! Beyzbol haberlerini anlatacaktın...  ya gelmeye devam etseydi, baban en büyük mena-
             İhtiyar balıkçı neşeyle:               jerin o olduğunu düşünecekti.
                                                      — Peki sana göre en büyük menajer kim? Luque
             — Amerikan liginde Yankee lider, dedi. Daha
                                                    mu, yoksa Mike Gonzalez mi?..
           önce de söylediğim gibi!.. diye ekledi.
                                                      — Bence ikisi de aynı.
             — Bugün yenilmişler ama...
                                                      — Ama en iyi balıkçı sensin!..
             — Olsun! Büyük Di Maggio eski formunu bul-
           du ya!..                                   — Yok canım... Benden daha iyileri de vardır.
             — Takımda başka iyi oyuncular da var.    — Que va, dedi çocuk. Evet, bir yığın balıkçı,
             — Elbette. Ama o, oyunun kaderini değiştirebi-  aralarında da birkaç tane de iyisi var. Ama sen en
           lecek tek oyuncu. Diğer ligde de Brooklyn’Ie Phi-  iyisin!
           ladelphia arasında Brooklyn benim favorim Ama   — Sağol, evlât. Mutlu ediyorsun beni. Umarım
                                                    seni yalancı çıkaracak büyüklükte bir balık çıkmaz
           kimi zamanlar Dick Sisler’ı ve eski stattaki o büyük  YAYINEVİ
           vuruşlarını düşünüyorum.                 karşıma.
             — Onun gibisini görmedim. Topa vurduğunda   — Eğer hâlâ söylediğin gibi güçlüysen, seni uğ-
           öyle uzaklara gönderiyordu ki!..         raştıracak bir balık olduğunu sanmıyorum.
             — Terrace’a geldiği günleri hatırlıyor musun?..   — Belki de sandığım gibi güçlü değilimdir. Ama
           Onu da balığa çıkarmak istemiş ama söylemeye
                                                    bu işin tüm püf noktalarını bilirim. Üstelik de çok
                      EDİTÖR
           çekinmiştim. Hatta “Sen çağır!” demiştim de sen
                                                    inatçıyımdır.
           de utanmıştın.
                                                      — İyisi mi sen şimdi yat da sabah zinde kalkar-
             — Evet, hatırlıyorum. Ne büyük bir fırsat ka-  sın. Ben de şunları Terrace’a götüreyim.
           çırmışız. Belki de bizimle gelirdi... Böyle bir an da
                                                      — İyi geceler öyleyse. Sabah seni uyandırırım.
           ömür boyu aklımızdan çıkmazdı.             — Sen zaten benim çalar saatimsin.
             — Hep Büyük Di Maggio’yu balığa çıkarmak   — İhtiyarlık da benim çalar saatim. İhtiyar insan-
           istemişimdir! dedi ihtiyar adam. Babasının balıkçı   lar neden erken uyanırlar? Günü daha uzun yaşa-
           olduğunu söylüyorlar. Belki babası da bizim gibi
                                                    mak için mi?
           yoksuldu; anlayışlı davranırdı.            — Bilmiyorum. Ama bütün bildiğim, çocukların
             — Ama Sisler’ın babası zenginmiş. Sisler benim   geç vakte kadar deliksiz uyuduğu.
           yaşımdayken babası birinci ligde oynuyormuş!  — Meraklanma. Ben seni tam vaktinde uyandı-
             — Ben senin kadarken Afrika’ya giden külüstür   rırım.
           bir teknede miçoluk yapardım. Akşamları kıyılarda   —  Diğer  kaptanın  beni  uyandırmasından  hoş-
           dolanan aslanlar görürdüm.               lanmıyorum. Kendimi onun karşısında küçük düş-
             — Biliyorum. Daha önce anlatmıştın.    müş hissediyorum.
             — Afrika’dan mı konuşalım, beyzboldan mı?..  — Biliyorum.
             — Elbette beyzboldan, diye atıldı çocuk. Bana   — Hadi, uyu bakalım, ihtiyar.
           Büyük John J. McGrav’dan -”J” yerine “Jota” de-  Çocuk çıkıp gitti. Masada ışık yakmadan akşa-
           mişti- bahset biraz.                     mın karanlığında yemişlerdi yemeklerini ve ihtiyar
             — Bir zamanlar o da bazen Terrace’a gelirdi.   balıkçı pantolonunu çıkarıp katlayarak gazeteyi
           Kaba ve küfürbaz bir adamdı. Hele sarhoşken hiç   arasına koydu ve yatağına uzandı. Battaniyesine
           çekilmezdi. At yarışları ve  beyzbolla bozmuştu   iyice sarınarak yaylarını eski gazetelerle örttüğü
           kafayı. Cebinden at yarışı dergileri eksik olmazdı.   divanın üstünde uyudu.
           Telefonda konuşurken de hep at isimleri söylerdi.           Ernest HEMİNGWAY
   129   130   131   132   133   134   135   136   137   138   139