Page 139 - 12_edebiyat_ogretmenin
P. 139
ROMAN 137
PARAGRAFTA ANA DÜŞÜNCE
o Ana düşünce, belli bir konuda bir yazının temeli olan düşüncedir. Yazarın konuya bakış açısı,
yazının yazılış amacıdır.
o Bir paragrafın ana düşüncesini bulmaya çalışırken parçayı;
“Yazar bu yazıyı niçin yazdı?
Yazar hangi düşünceyi iletmek istiyor?” gibi soruları esas alarak okumalıyız.
o Her paragrafta bir ana düşünce ve bu ana düşünce çevresinde kümelenmiş yardımcı düşünceler
bulunur.
YAYINEVİ
o Paragrafın ana düşüncesi, çoğu zaman paragraf içindeki bir cümlede ifade edilir. Bu cümleye
ana düşünce cümlesi denir. Ana düşünce cümlesi, paragrafın başında olabileceği gibi ortasında
ya da sonunda da olabilir. Kimi durumlarda ana düşünce cümlesi açıkça belirtilmez. Ana düşün-
ce, bütün paragrafa sindirilmiştir.
Örnek:
“Çağdaş öğretim yöntemi, öğretmenin bir ‘diktatör’, bir ‘rahip’ olmasını değil; kılavuz olmasını
gerektirir. Öğretmen, öğrencilerden biri gibi olmalıdır sınıfta. Onlarla tartışmaya katılan ama aynı
zamanda tartışmayı doğruluk, gerçekçilik yönünde geliştiren bir kılavuz. Diktatörce davranıp
baskıcı kurallar uyguladıkça, rahip olup sınıfı öğüde boğdukça öğrenci kopacaktır ondan.”
Bir paragrafın ana düşüncesi bazen giriş cümlesinde bazen de son cümlelerde yer alır. Bu paragrafın
ana düşüncesi ilk cümlede verilmiştir. Yazar, öğretmenin taşıması gereken nitelikleri kendi bakış acı-
EDİTÖR
sına göre ele alırken paragrafın konusu da ortaya çıkmaktadır. Yazar ilk cümlede, çağdaş öğretimde
öğretmenin bir kılavuz olması gerektiğini vurguluyor. Sonraki cümlelerde ise bu görüşünü biraz daha
açıklıyor. İlk cümle sonraki cümlelere göre konuyu daha genel yönüyle ele aldığı için ana düşünce
özelliğine daha yakındır. Parçadaki ana düşünce ilk cümlede yer almıştır.
PARAGRAFTA YARDIMCI DÜŞÜNCELER
o Bir paragrafta ana düşüncenin yanı sıra, ana düşünceyi inandırıcı kılmak, desteklemek amacıyla
çeşitli düşüncelere yer verilir. Bunlara, yardımcı düşünceler denir. Yardımcı düşünceler, okuyu-
cuyu ana düşünceye götürür. Bu nedenle ana düşünceyle aralarında sıkı bir ilişki vardır.
Örnek:
Gündelik dil bilincimiz ile algımız, ister istemez birtakım toplumsal kalıplarla koşullanmıştır. Oysa
şiirin, öykünün, romanın sunduğu kurmaca dünya, bizim yeni bir algı durumuna girmemizi gerek-
tirir. Gerçekte, okuma sırasında bir beklentiden ötekine, bir varsayımdan ötekine geçerek sür-
dürdüğümüz bilinç etkinliği, bu yeni algı konumunun aranışından başka bir şey değildir. Haşim’in
şiirindeki karanfil, bizim gündelik deneyimlerimizden tanıdığımız karanfil olmaktan çok uzaktır.
Yukarıdaki parçadan çıkarılabilecek düşünceler:
o Toplumsal kalıplar algımızı ve bilincimizi koşullandırır.
o Şiir, öykü, roman gibi türler bize kurmaca bir dünyanın kapılarını açar.
o Okuma sırasında bilinç etkinliğimiz sürekli değişir.
o Gündelik hayatta karşılaştığımız nesneler, şiirde karşımıza farklı nesneler olarak çıkabilir.
o Ahmet Haşim günlük yaşamda karşılaştığımız obje ve kavramlara alışılmışın dışında anlamlar
yüklemiştir.

